0(328) 440-0045 Hemen Ara, Hızlı Teklif Al
Osmaniye Gezilip Görülmesi Gereken Yerler

Karaçay Şelalesi Ve Mesire Yeri

Şehir merkezine 4 km mesafede bulunan Karaçay mesire alanından sonra 3,5 km uzunluğunda, tabiat parkı özelliğinde bulunan vadi sonunda Karaçay şelalesi bulunmaktadır. Karaçay deresi dik yamaçlardan aşağıya inerken 25 m. yüksekliğinde Karaçay Şelalesini oluşturur. Eşsiz güzellik ve manzara arz eden Karaçay Şelalesi buraya ayrı bir güzellik vermektedir. Karaçay Şelalesine ulaşım belli bir mesafe arabayla gidildikten sonra, ancak patika yolla ulaşılabilen bakir bir doğa harikasıdır. Hafta içi veya hafta sonu her zaman piknik yapan insanların bulunduğu, Çukurova’ya has doğal bitkilerin yetiştiği bir mekan aynı zamanda günübirlik mesire ve trekking alanıdır. İhtiyaca cevap veren küçük çaplı lokantalar bulunmaktadır. Tabiat Alanı olmasıyla ilgili çalışmalar devam etmektedir.

 

Zorkun Yaylası

Amanos Dağları üzerinde yer alan yayla, Çukurova bölgesinin ve Osmaniye’nin en büyük yaylasıdır. Çam, sedir, köknar ağaçları içindeki yayla 1650 metre rakımında olup yaz mevsiminde nüfusu 80 bine kadar ulaşmaktadır.

Ormanlık alan içerisine kurulmuş olan Zorkun Yaylası’nda, konaklama tesisi bulunmamakla beraber kamp alanları ve sosyal tesisler mevcuttur. Yaylada ahşap yayla evlerinin yanında çok değişik mimari tarzda yapılmış villalar ve diğer evlere rastlamak mümkündür. Halkın yoğun olarak rağbet ettiği yaylada; bakkallar, kır kahveleri ve lokantaları, kasap, manav ve fırın bulunmakta olup yaz aylarında seyyar sağlık ocağı ile jandarma karakolu görev yapmaktadır. 

 

Kastabala Vadisi – Kırmıtlı Kuş Cenneti

Kırmıtlı Kuş Cenneti, Kastabala Vadisi önemli doğa alanı içinde yer almaktadır. Ceyhan Nehri çevresinde oluşan Kastabala Vadisi Kuş Cenneti, Osmaniye merkeze 15 km mesafededir. Kastabala Vadisi - Kırmıtlı Kuş Alanı statüsü kazandıran önemli türlerden bazıları ise Gece Balıkçılı, Yalıçapkını, Alaca Yalıçapkını ve İzmir Yalı çapkınlarının üç türünün bir arada bulunduğu ender alanlardandır. Bugüne kadar tespit edilmiş 250 kuş türü bulunmaktadır.

 

Karatepe Kilim Kooperatifi

Osmaniye merkezine 26 km mesafede, Kadirli ilçesi, Sarıdüz Mahallesinde “ Karatepe – Kızyusuflu Köyü Kalkındırma Kooperatifi bulunmaktadır. Bu kuruluşta dokunan kilimlere “Karatepe Kilimleri “ adı verilir. Doğal ortamında köylü hanımların el emeği, göz nuru olan kilimler, geleneksel motiflerin işlenmesi ve yaşatılması açısından, kültürel değer taşırlar. Bu kilimlerin boyaları kök boya olup, ceviz, sütleğen, hardal, meşe, boruk, devecik, zakkum, gelincik, sakızlık, hartlap, zeytin gibi bitkilerle, çam ve soğan kabuğundan elde edilir.

 

Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi

Son Hitit dönemine rastlayan M.Ö. 8 yy'da kendisini "bölge hükümdarı" olarak tanıtan Asativata tarafından kuzeyden gelecek saldırılara karşı bir sınır kalesi olarak yaptırılan yerdir. 1946 yılında alman arkeolog Prof. Dr. H. Bossert başkanlığında kazı çalışmalarına başlanmıştır. Kalenin temeli taştan, üstü ise kerpiç ve burçlarla donanmış, M.Ö. 700 dolaylarında Asur saldırılarına uğramış olan kale yakılıp yıkılmıştır. Hiyeroğlif yazılarının en uzun çift dilli metinlerinin okunduğu yerdir. Bundan dolayıdır ki, Anadolu'da M.Ö. 2000 yılına kadar giden hiyeroğlif yazıların tamamı okunabilmiştir. 4341 hektar büyüklüğündeki Milli Park içerisindedir. 24 Mayıs 2007 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Karatepe'de kapalı müze bölümü de ziyarete açılmıştır. Türkiye'nin en büyük ve ilk açık hava müzesi olan yer özellikle yabancı ziyaretçilerin rağbet ettiği yerdir. Doğal güzelliği, tarihi ve yaban hayatını birlikte sunan, Aslantaş Barajı ile çevrelenen ender güzellikte bir yerdir. Kamp kurup piknik yapmaya elverişli alanlar bulunmaktadır. 

 

Karatepe-Aslantaş Milli Parkı

Karatepe - Aslantaş Milli Parkı 1958 yılında Türkiye nin 2. ve en büyük parkı olarak ilan edilmiştir. 4.145 hektarlık alanda kurulmuştur. Asgari sosyal İhtiyaçlara cevap verebilecek tesisler bulunmaktadır. Orman ve Su işleri Müdürlüğünce bir çok düzenlemenin yanında yeni piknik alanları ve çardaklar yapılmıştır. ( wc,otopark, içme suyu ve büfe bulunmaktadır. ) Aslantaş baraj gölü ile milli parkın iç içe olduğu bu yer, bir çok tabiat güzelliğini aynı anda insana yaşatan nadir alanlardandır. Kurulan milli park sayesinde, nesilleri yok olmaya yüz tutan bazı hayvan (turaç kuşu-karaca) ve ağaç türleri de (bodur meşe-Halep çamı) yok olmaktan kurtarılmıştır. Türkiye'nin ilk Açık Hava Müzesi olan, Karatepe - Aslantaş Açık Hava Müzesi, Milli Park içerisindedir. Aslantaş baraj gölünü çevreleyen milli parkta, kamp kurup piknik yapılabilmektedir.

 

Kastabala Antik Kenti

KASTABALA - HIERAPOLIS Kastabala-Hierapolis, Anadolu’nun güneydoğusunda Osmaniye İlinin 12 km. kuzey-kuzeybatısında, Cevdetiye Beldesi - Karatepe Müzesi yolu üzerinde, Kesmeburun, Bahçe ve Kazmaca köylerinin ortasında yer alır. Kent Ceyhan ( Pyramos ) Nehri’nin yakınlarında küçük bir ovaya hakim konumdadır. Kastabala kentinin de yer aldığı Kilikia bölgesinden elde edilen yüzey buluntuları İ.Ö. 2. bin ile Roma İmparatorluk-geç Roma dönemleri arasında farklı dönemlere tarihlenmiş tir. Ancak Kastabala’nın İ.Ö. 1. bin – Roma İmparatorluk dönem arkeolojisi henüz yeterince araştırılmamıştır. Kentte 2009 yılında ilk kez başlatılan ve halen devam eden kazı çalışmalarından elde edilen sonuçlar şimdiden kentin bugüne kadar bilinen tarihçesini değiştirmiştir. Geç Neolitik-erken Kalkolitik; İ.Ö. 5. yy.; İ.Ö. 1-İ.S. 1. yy.; İ.S. 2. yy.; İ.S. 4-6. yy. ve İ.S. 13-15. yy.’a tarihlenen buluntuların varlığı Kastabala ve bölge arkeolojisine dair eksik bilgileri tamamlayıcı bulgular vaad etmektedir. Kentte sürdürülen kazı ve araştırmalar kentin sınırlarının güneyde Ceyhan Nehri, kuzeyde Karatepe, batıda Kırmıtlı Kuş Cenneti arasında genişleyen verimli ovayı kapsadığını ortaya koymaktadır. Sur ile çevrili kent merkezindeki yapılar kale tepesinin hâkim olduğu küçük bir vadinin kuzey, güney ve doğu yamaçlarında tespit edilmiştir. Kayalık doğal yükseltiler kuzeyde yerleşmenin doğal sınırını oluşturmuştur. Kentin kuzeybatısında, kalenin kuzeydoğu eteğinde kayaya açılan geçit batı ile doğu konut alanlarını birbirine bağlamaktadır. Antik kentin Roma İmparatorluk Dönemi’nde ( İ.S. 2. yy. ) sur duvarı ile çevrili olmadığı, ilk savunma sisteminin İ.S. 4. yy. sonlarında inşa edildiği düşünülmektedir. Şehir plancılığı açısından sütunlu cadde yerleşmenin ana aksını belirlemektedir. Duvarlar ve tonozlar¬la eğimli arazide düz teraslar elde edilmiştir. Yamaca oturtulan ızgara planlı kentte merkezi yapılaşma ile kamu yapıları arazinin ortasına yerleştirilmiştir. Tiyatro,hamam, dükkanlar, kuzey ve güney kiliseler bu plana uygun parsellerde inşa edilmiştir. Ortaçağ kalesi ise savunmaya elverişli kayalık bir tepe üzerinde yükselmektedir. Mevcut kamu yapılarının ilk yapı evresi Severuslar dönemine tarihlenmektedir. Kastabala antik kentinin genişlediği alanı doğu, kuzey ve güneyde çevreleyen engebeli kayalık yamaçlarda çok sayıda mezar mevcuttur. 

 

 

Envar-Ül Hamit Cami

Tarihi özelliğe sahip olan Envar-ül Hamit Camisi 4000 m2 alan üzerine kurulmuştur. Camii 1890 yılında Hacı Hüseyin Efendi ve Hacı Bicik Efendi tarafından yaptırılmıştır. taş duvar,çatı betondan oluşmaktadır. Camii alanı içerisinde müftülük misafirhanesi ve toplantı salonu, şadırvan, su kuyusu, şehitlik ve tek şerefeli minare vardır. 1930 yılında restoresi yapılmıştır.

 

Gaffarlı Taş Köprü

Sumbas İlçesi Gaffarlı Köyü’nde Kesik su deresi üzerinde kurulmuş tescil olan köprü basık sivri kemerli tek gözlü bir köprüdür. Üst kısmı kademeli olan köprünün taşıyıcı olan alt kısmı düzgün kesme blok taşlarla örülmüş olup üstü moloz taş dolgudur.

 

Ala Cami

Alacami, Roma, Bizans ve Türk İslam Medeniyetlerini bir arada yaşatan Osmaniye İlinin ayakta kalan en önemli abidesidir. Aynı zamanda arkeolojik, sosyo-kültürel ve dini açıdan çok önemli bir kültür mirasıdır. Prof. Dr. Halet Çambel başkanlığında gerçekleştirilen 1997 yılı Alacami kazısı sonuçlarına göre ilk evresinin Roma Çağı yapısı olduğu belirtilsede Osmaniye Müze Müdürlüğü Başkanlığında yapılan kazılar sonucunda Alacami5nin kyriptası ile birlikte kilise olarak yapıldığı ve tüm çevresinin mozaiklerle kaplı olduğu, kuzey ve batı kısmındaki mozaikli alanlar revaklı iken doğu ve güneydeki mozaikli alanların ise üstü açık olduğu anlaşılmıştır. Dışarıdan girişli kyriptası bulunan benzer kiliselere Adana İli Tufanbeyli İlçesinde yer alan Şar Kırık Kilise örnek gösterilebilir. Yapı hakkında çok sayıda yayın hazırlayan Bayliss yapının ilk olarak bir manastır olarak yapıldığını ve buranın Hristiyanlar için bir haç merkezi olabileceğini iddia etmektedir. Kazı sonrası elde edilen buluntular da Bayliss’in düşüncesini desteklemektedir. Alacami; Bizans döneminde bir kilise olarak yapılmış, Dulkadiroğulları döneminden itibaren ise cami olarak İşlev görmüştür. Dulkadiroğlu Alatiddevle Bozkurt Bey’İn oğlu Kasım Bey 15. yy da kilisenin batı tarafına bir minare ve şapelin güney duvarına bir mihrap ekleterek ve babası adına camiye çevirerek buraya “Alaüddevle Mescidi” adını vermtiştir. Halk “Alaüddevle Cami’ kısaca “Ala Cami” demiştir. Günümüzde de halen Alacami denmeye devam etmektedir. Yapılan çalışmalar Alacami’nin 4 farklı evresinin olduğunu bize göstermektedir; Birinci Evre(Erken Bizans Dönemi): Bu döneme ait kalıntıların ilki kuzeydeki mozaiklerdir. Yine batıda ise Roma sütun parçaları ve mimari plastik parçaların temelde devşirme olarak kullanıldığı zemini mozaikle kaplı olan bir platform ve Alacamiye çıkışı sağlayan dört basamaklı bir merdiven Erken Bizans Dönemine aittir. Yine Alacami’nin güney doğu kısmında Erken Bizans Dönemine ait su yapısı tespit edilmiştir. Bu yapının ince tesseralardan oluşan mozaikleri yapının nymphaion olabileceğini akla getirmektedir. Ancak bu döneme ait en önemli buluntular Alacami’nin güneyinde yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkarılmıştır. Güneyde gerçekleştirilen kazılarda doğu batı doğrultulu ve bir apsisle sona eren bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Yapının güney duvarı günümüzde halen kullanılan okul duvarının altına doğru devam etmektedir. Tek netli bu mekanın zemini büyük oranda tahrip olmuş ve orijinal zemin kotunun altında kalmıştır. Mekanın doğusunda tespit edilen zemin tuğlaları yapı zemininin tuğla ile kaplı olduğunu göstermektedir. Yapıdan batıya doğru devam eden sütun sıraları ve bu alanın batı kısmında ele geçen mozaikler burada yer alan revaklı yapının da zemininin mozaiklerle kaplı olduğunu göstermektedir. Arazi yapısına göre Alacami’nin avlusu da farklı kotlarda bulunmaktadır. Güneyde yer alan avlu iki bölümden oluşup yine güney yönünde revaklı bölüm ile sonlanmaktadır. İkinci Evre (Orta Bizans Dönemi): Bu Dönemde yapı bazilikal planlı bir kiliseden tek netli bir şapele çevrilmiştir. Yapı güneyindeki tek netli mekanın apsis bölümü bir duvar ile kapatılmış ve mekan içine bir sıra sütün dizisi yerleştirilmiştir. Üçüncü ve Dördüncü Evre (Dulkadiroğulları ve Osmanlı DÖnemi): Bu dönemde yapının kuzeyine iki bölümlü bir sarnıç eklenmiştir. Sarnıçın doğusunda tespit edilen künkler ile su yolunun sarnıç ile ilişkili olması muhtemeldir. Sarnıçın güney duvarında Kelime-i Tevhit ve Arapça duhul(giriş) anlamına gelen bir yazı bulunmaktadır. Tespit edilen bu yazı ile sarnıç Osmanlı Döneminde de kullanılmış olmalıdır. Ayrıca yapının güneybatısında seramik fırını tespit edilmiş olup özellikle batı ve güney tarafta açılan çok sayıda çöp çukurunun ise seramik atölyesinin atıklan için açıldığı düşünülmektedir. Bu çukurlarda Osmanlı Dönemine ait olmalıdır. 

 

 


ANLAŞMALI OLDUĞUMUZ SİGORTA ŞİRKETLERİ
  • Anadolu Sigorta
  • AXA SİGORTA
  • Neova Sigorta
  • Dask
  • Groupama Sigorta
  • Quick Sigorta
  • Corpus Sigorta
  • Şeker Sigorta
  • hepiyi
  • Tarsim
  • ZURİCH SİGORTA
  • ANA SİGORTA
ANA SAYFA    |    Hakkımızda    |    Sık Sorulan Sorular    |    Poliçe Hatırlat    |    İletişim    |    Sigorta Teklif Al    |    Gizlilik